FARKINDALIK

İkili bir dünyada yaşıyoruz — yani dualite içinde.

Bir yanda gördüğümüz, fark ettiğimiz, hissettiğimiz ve deneyimlediğimiz bir dünya var.
Onu ölçebiliyor ya da rasyonel olarak açıklayabiliyor olsak da olmasak da, bu dünya doğrudan deneyimimize açıktır.

Diğer yanda ise MetaDünya vardır — alışılmış algının ötesinde bir alan.
Bu alan, bizim onu fark etme ya da açıklama kapasitemizden bağımsız olarak varlığını sürdürür.

Farkındalık, insanın hayatı ve içinde bulunduğu süreçleri algıladığı bir alan gibidir.
Bunu küresel bir yapı — adeta bir gezegen gibi — hayal edebilirsiniz.
Bu alan ne kadar genişse, o kadar fazla bağlantıyı, nedeni ve sonucu görebiliriz.

Düşük farkındalık seviyesi, gerçekliğe dar bir aralıktan bakmak gibidir.
Kişi yalnızca küçük bir parçayı görür; bağlamı ve bütün resmi kaçırır.

Yüksek farkındalık ise çok boyutlu bir algıyı ifade eder:
Sadece duyularla değil, aynı zamanda içsel “algı sistemleriyle” — dikkat, sezgi, analiz ve refleksiyon becerileriyle gerçekleşir.

Farkındalık, bilgi miktarı değil, görülebilen ufkun genişliğidir.

Evrim sürecinde, kişi META sınırına yaklaştıkça, henüz kelimelere ya da tanımlara dökülmemiş olanı hissetmeye ve öngörmeye başlar.
Yeni algı seviyelerinin öncülerinin, ortaya çıkan anlamları ifade edecek yeterli dili henüz olmayabilir.

Ama yine de şunu söyleyebilirler:
“Bunu net bir şekilde görüyorum” ya da
“Bunun böyle olduğunu biliyorum, ama henüz nedenini açıklayamıyorum.”

Önce açıklık gelir. Açıklama ise sonra.

Sistem Yaklaşımında Farkındalık

Benim yaklaşımımda farkındalık, meta-perspektife geçebilme; sistemi bir bütün olarak görebilme ve unsurlar arasındaki ilişkileri fark edebilme becerisidir.

Farkındalık seviyesi arttıkça kişi:
— olan bitenin yapısını daha net görür
— neden-sonuç ilişkilerini ayırt eder
— süreçler üzerindeki kendi etkisini fark eder
— seçim yapabileceği noktaları görmeye başlar

Farkındalık, META ile Sistem arasında bir köprü hâline gelir.

Kavramlar Arasındaki Mantıksal Bağ

META — algının ötesine geçmeyi sağlar.
Farkındalık — görülebilen alanı genişletir ve sistemi görünür kılar.
Sistem — gerçekliğin nasıl işlediğini gösterir.
Seçim — farkındalıkla mümkün olur.
Sorumluluk — yapılan seçimin doğal sonucudur.

Farkındalık olmadan sistem görülemez.
Sistem olmadan seçim yapılamaz.

Seçim olmadan sorumluluk mümkün değildir.