Seçim özgürlüğü, insan varoluşunun en temel değerlerinden biridir.
İkili bir dünyada yaşıyoruz; iyi ve kötü, ışık ve karanlık, güven ve şüphe aynı anda var olur.
Hangi yöne bakacağımıza ve neye inanacağımıza ise her zaman biz karar veririz.
Her seçim bir
inanca dayanır.
İnanç, düşünce kalıplarını; düşünce kalıpları algıyı; algı ise içinde yaşadığımız gerçekliği oluşturur.
Her şeyi bilemeyiz. Her şey kanıtlanabilir değildir ve her şey duyularımızla algılanamaz.
Bu nedenle, yaşamın önemli bir kısmı güvene dayanır: sözlere, eylemlere, anlamlara ve yorumlara.
Biz nesnel bir gerçeklikte değil, doğru olduğuna inandığımız gerçeklikte yaşarız.
Belirsizlik anlarında seçim daha da keskinleşir.
Örneğin bir kişi, partneri dışarıdan güvenilir görünse de içsel olarak huzursuzluk hissedebilir — mesafe, iletişim eksikliği ya da duygusal uzaklık nedeniyle.
Bu noktada kişi bir seçimle karşı karşıya kalır: partnerinin sadakatine mi inanacak, yoksa şüphelerine mi?
Burada asıl soru şudur:
Hangi gerçeklik beni istediğim sonuca yaklaştırır?Eğer amaç ilişkiyi korumaksa, güvene dayalı bir bakış içsel dengeyi ve ilişkiyi destekler.
Kanıtsız şüphe ise önce içsel huzuru, ardından ilişkiyi zedeler.
Seçim, “hangisi doğru?” sorusu değil,
“hangi gerçeklik beni gitmek istediğim yere götürür?” sorusudur.
Sistem Yaklaşımında SeçimUygulamalarımda bu tür ikilemlerle sıkça çalışırım.
Bir sistem belirsizlik içindeyken dengesini kaybeder ve bu durum kaygı yaratır.
Bu noktada birlikte;
- hedefi netleştiririz,
- durumu bir bütün olarak analiz ederiz,
- belirsizliği azaltacak yolları buluruz,
- kaygı yaratan düşünceleri yeniden yapılandırırız,
- olası senaryoları ve sonuçlarını değerlendiririz,
- değerleri netleştiririz.
Yapı netleştiğinde
seçim zorlayıcı olmaktan çıkar.Korku ve fantezi arasındaki mücadele olmaktan da çıkıp,
farkındalığın mantıksal bir devamı haline gelir.Kavramların mantıksal bağlantısıSistem, olan biteni gösterir.
Farkındalık, sistemi görmeyi sağlar.
Seçim, hareketin yönünü belirler.
Sorumluluk, yapılan seçimin sonuçlarıyla yaşama isteğinden ortaya çıkar.
Seçim olmadan hareket olmaz.
Sorumluluk olmadan seçim gücünü kaybeder.